amfibi

Elimi taşların altına sokmak istiyorum,
altından çıkamayacaklarım dahil.
Ve olmayan kolumu uzatıyorum altına
-ve olmayan birkaç karınca gıdıklıyor parmaklarımı.
Ne gerçek ne değil bilmiyorum -ki önemini yitirmeye başladı
zaman geçtikçe. Harika bir insan olmadığım zamanlar korkunç
bir insanım ve insan olmadığım zamanlar bir taşın altında
karıncayım. Galiba bu yüzden taşın altını merak ediyorum.
Kendimden daha kendim olan bir benin arayışındayım
-ve ne kadar kendimsem o kadar uzaktayım.
Büyük laflar etmeyi sevmiyorum, herhangi bir şeyin aynısından
en az üç tane yokmuş gibi konuşmayı sevmiyorum. En az benim kadar karıncasın sen de. Taşın altındayız beraber bazen.
Ve bazen ben çıkmak istiyorum oradan.
Elimi taşların altına sokmak istiyorum,
bire bir anlama sözlerimi.
İnsan değişkenlerin en hesaplanamazı ve sudan çıkmış balığa kimse sormuyor nedenini. Olmayan ciğerleriyle nefes
almaya başlayan ve olmayan bacaklarıyla yürüyen bir balık; kimse sormadı nereden geldiğini. Gogol’un paltosundan çıktık hepimiz ve burnumuzun ucunu göremez olduk. Burnumuz düştü yüzümüzden bir gün ve yüzümüz de düşmesin diye görmezden geldik. Sesi içine kaçtı bu milletin ve herkes merakının esiri oldu. Nasılını sorma.
-gerçek bile değilsin, ne anlatıyorsun sen?
Gerçek miyim gerçek misin gerçekler mi bilmem,
tavuk da yumurta da çıkar aynı delikten.
yazı: sedat sağlam
görsel: alp törnük

Comments