top of page

günün bittiği yer

Writer: THE VOID MAG
THE VOID MAG
2 hours ago
2 min read

En son ne zaman bir balkona valizimi toplayıp çıktım hatırlamıyorum. Küçük yeşil Fransız kasabalarından, öğleden sonra dingin bir saatte, bir sürü bisikletli geçip giderken bir ara büyümüş olmalıyım. Artık ne benim için balkon kapısının önünde biletimi kesecek bir gişe memuru ne de havuzu mutfaktaki çeşmeden dolduracak bir otel sahibi var. Geçişler serbest, leğenler duvara yaslı. Her şey biraz daha uyuşuk, her şey biraz daha yaşlı. Tesis kapandı.


O evin odaları bir bir gerçek anlamıyla bir evin odaları olmaya başladığında anlamıştım bazı şeylerin değiştiğini. Misafir odası ameliyathaneyken bir daha ayak basılmayacak olan o misafir odası titrine geri döndüyse, oturma odasındaki kanepenin minderleri mağara olma gayesini unuttuysa ve artık balkon misafirlerine kapılarını yaz tatilinin eşsiz deneyimini sunmak için açmıyorsa, o evdeki çocuk bir daha geri dönmemek üzere çok uzaklara gitmiştir. Ani bir karar mı yoksa yılların getirdiği yorgunluktan mı orasını hatırlamıyorum. Büyüdüğüm evle anladım büyüdüğümü.



Çocukluğunu sokaklar, parklar, bahçelerle anımsayanlardan olmadım hiç. Başımı kaldırıp baktığımda bile hangi pencerelerin o eve ait olduğunu kestiremeden yıllarca aynı rutinde yaşadım. Kapıdan sonrasıyla hiç bir zaman işim olmadı, eşiği atladığımda güvendeydim.


Salondaki yayın akışı mevsimlere göre farklılık gösterirdi ama günlerin fonundan hiç eksik olmaz, hep akıp giderdi. En canlı sezon bahardan yaza geçişte, her sabah açılan haber bültenindeki insanlar bize veda eder, ayrılık vakti gelir, eylülde burada olmamız için tembihlenirdik. Bakalım, eğer büyümüş olmazsam gelirim…


Öğlene doğru mutfaktan kokular gelmeye ve yayın başka kanallara kaymaya başlardı. Tüm kış karın içinde oradan oraya gidip duran kayaklılar bayrağı bitmek bilmez bir maratona teslim ederdi. Öğlenin sıcağı balkon korkuluklarını kızdırmaya başlarken, Fransa’nın sessiz kasabalarından bir sürü bisikletli hızla akıp diğerlerinin arasına karışırdı. Tüm yaz boyu hiç durmazlar, yayın saat 5 sularında görevi snookera teslim ederken o bisikletliler başka bir kasabaya doğru yol almaya devam ederdi.


Şimdi güne yorgunluk düştü, sıcak balkonun peşini bıraktı, salondaki yemek sofrası sahiplerini bekliyor. Ve kapı çalıyor, ocaklar yakılıyor. Gün bitti, en son ne zaman bitti hatırlamıyorum ama bazı şeyler eskisi gibi değil. Ve ben bunu artık daha derin hissediyorum.


yazı: nil erdem

görsel: sedat sağlam

 
 
 

Comments


bottom of page